Spordan, sosyal ortamdan hatta gülmekten bile alıkoyuyor!

Default post image
Yazı Özetini Göster

Kadınlarda sık görülen ancak çoğu zaman doktora bile söylemeye çekinilen idrar kaçırma sorunu, gerek utandırdığı gerekse normal olduğunun sanılması nedeniyle tedavisiz kalabiliyor. Oysa idrar kaçırmanın bir kader olmadığını vurgulayan Acıbadem Fulya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Aylin Önder Dirican “İdrar kaçırma, kadınların günlük ve sosyal yaşamını önemli ölçüde etkileyebilen ancak çoğu zaman konuşulmayan sağlık sorunlarından biri. Bazı kadınlar bu durumu normal ya da katlanılması gereken bir sorun olarak görüp hekime başvurmayı geciktirebiliyor. Oysa doğru tanı ve kişiye uygun tedaviyle büyük ölçüde kontrol altına alınabiliyor” diyor. Doç. Dr. Dirican, kadınlarda idrar kaçırma sorununa ve tedavisine yönelik önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.  

Kabullenilmesi gereken bir sorun değil!

‘Utandıran hastalık’ olarak nitelendirilen idrar kaçırma, yalnızca fiziksel değil, sosyal ve psikolojik açıdan sıkıntılara da neden olabiliyor. Ülkemizde her 4 kadından 1’inin karşılaştığı sorun, kişiyi spor yapmaktan, uzun süre dışarıda kalmaktan, sosyal ortamlarda bulunmaktan hatta gülmekten bile alıkoyabiliyor! Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Aylin Önder Dirican, “Kadınların bilmesi gereken en önemli mesaj şu: İdrar kaçırma yaygın olabilir, ancak normal kabul edilmek zorunda değildir. Öksürürken, gülerken veya spor yaparken idrar kaçırıyorsanız ya da ani sıkışma hissi nedeniyle tuvalete yetişmekte zorlanıyorsanız, bu durumu yaşamınızın doğal bir parçası olarak kabul etmek yerine değerlendirme ve tedavi için hekime başvurabilirsiniz” diyor. 

Bu sorunu yaşayan kadınların çoğunlukla utandıkları için hekime dahi anlatmadıklarını dile getiren Doç. Dr. Dirican şöyle konuşuyor: “İdrar kaçırma, doğum yapmanın, menopozun veya yaşın ilerlemesinin kaçınılmaz sonucu olarak kabul edilmemeli. Gebelik ve doğum süreci, yaşla birlikte pelvik tabanda meydana gelen değişiklikler, menopoz dönemi, fazla kilo, kronik öksürük ve pelvik tabanı etkileyen bazı durumlar idrar kaçırma gelişimine zemin hazırlayabilir. Ancak bu durum, kadının idrar kaçırmayı kabullenmesi gerektiği anlamına gelmez.”

Doktora detaylı bilgi vermekten çekinmeyin!

İdrar kaçırmanın türünü doğru belirlemek, tedavinin en önemli basamaklarından birini oluşturuyor. Stres tipi idrar kaçırma; öksürme, hapşırma, gülme, egzersiz yapma, koşma veya ağırlık kaldırma gibi karın içi basıncını artıran durumlarda ortaya çıkarken, sıkışma tipi idrar kaçırmada ise; aniden ortaya çıkan, ertelenmesi güç bir idrar yapma ihtiyacı oluşuyor, tuvalete yetişmek mümkün olmayabiliyor. Bazı kadınlarda ise her iki durum birlikte bulunuyor ki buna da ‘mikst tip idrar kaçırma’ deniliyor. 

Tedavi planının, idrar kaçırmanın tipine, şiddetine, kadının yaşına, yaşam tarzına, eşlik eden sağlık sorunlarına ve yaşam beklentilerine göre belirlendiğini belirten Doç. Dr. Dirican, “Gülerken, öksürürken, hapşırırken, koşarken veya egzersiz sırasında ortaya çıkan birkaç damlalık idrar kaybı dahi stres tipi idrar kaçırmanın belirtisi olabilir. Bu nedenle hekime detaylı bilgi vermekten çekinilmemelidir. Çünkü idrar kaçırmanın nedenine ve tipine göre farklı ve etkili tedavi yaklaşımları bulunmaktadır” diyor.   

Tedavide ilk seçenek, ameliyat değil! 

Pelvik taban kas eğitimi, mesane eğitimi, yaşam tarzı düzenlemeleri ve uygun hastalarda ilaç tedavilerinin cerrahi dışı seçenekler arasında yer aldığını belirten Doç. Dr. Aylin Önder Dirican sözlerine şöyle devam ediyor: “Özellikle stres ve mikst tip idrar kaçırmada, pelvik taban kas egzersizleri önemli bir ilk basamak tedavisidir. Bu egzersizlerin, doğru kasların kullanıldığından emin olunarak ve gerektiğinde bu alanda eğitimli sağlık profesyonellerinin gözetiminde yapılması tedavinin başarısı açısından önem taşır. Sıkışma tipi idrar kaçırmada; mesane eğitimi, yaşam tarzı düzenlemeleri ve uygun hastalarda ilaç tedavileri gündeme gelebilir.” Doç. Dr. Dirican özellikle stres tipi idrar kaçırmada cerrahi tedavinin seçenekler arasında yer aldığını, ancak bu kararın hastanın yakınmaları, muayene bulguları ve beklentileri doğrultusunda verilmesi gerektiğini söylüyor. 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Yazı Sayısı 11474

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar