Karaciğer Tümörlerinde Girişimsel Tedavi Konforu

Default post image
Yazı Özetini Göster

Yaşamın sürdürülmesi için hayati öneme sahip olan karaciğer, hem kendi dokusundan gelişen primer yani birincil tümörlerin hem de başka organlardan yayılan metastatik tümörlerin görülebildiği nadir organların başında geliyor. Vücut için herhangi bir yedeği ya da alternatifi de bulunmayan karaciğerdeki tümörlerin tedavi planı, tümörün türü, boyutu, sayısı, yerleşimi ve hastanın genel sağlık durumu gibi birçok faktörle birlikte değerlendirilerek yapılıyor. Günümüzde karaciğer tümörlerinin tedavisinde uygulanan girişimsel yöntemlerle hastalar kısa sürede konforlu bir şekilde günlük yaşamlarına dönebiliyor. Memorial Ankara Hastanesi Girişimsel Radyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Onur Ergun, karaciğer tümörlerinde kullanılan girişimsel radyolojik tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.

Karaciğer tümörlerinde doğru tanı, tedavinin ilk adımı

Girişimsel radyolojinin yalnızca tedavi aşamasında değil, doğru tanının konulmasında da önemli bir rolü bulunmaktadır. Ultrasonografi veya Bilgisayarlı Tomografi gibi görüntüleme yöntemleri eşliğinde gerçekleştirilen iğne biyopsileriyle tümörden örnek alınarak tümörün yapısı ve gerekli durumlarda moleküler özellikleri değerlendirilir. Görüntüleme rehberliğinde gerçekleştirilen biyopsiler, hedef bölgeye kontrollü ve hassas şekilde ulaşılmasını sağlar.

İğne deliğinden” tümöre doğrudan müdahale

Girişimsel radyolojik tedaviler temel olarak ablasyon ve damarsal (endovasküler) tedaviler olmak üzere iki ana grupta değerlendirilir. Ablasyon yöntemlerinde, karaciğerdeki tümörün içerisine ciltten özel bir iğne yerleştirilerek enerji uygulanır ve tümör dokusunda yüksek veya düşük sıcaklık oluşturularak kanser hücrelerinin tahrip edilmesi hedeflenir. Özellikle uygun özelliklere sahip, küçük boyutlu ve sınırlı sayıdaki tümörlerde kullanılan başlıca ablasyon yöntemleri şunlardır:

  • Radyofrekans ablasyon: Elektrik akımı kullanılarak tümör dokusunun ısıtılması ve tahrip edilmesi.
  • Mikrodalga ablasyon: Mikrodalga enerjisiyle tümör dokusunda yüksek sıcaklık oluşturularak tümörün yok edilmesinin hedeflenmesi.
  • Kriyoablasyon: Tümör dokusunun kontrollü şekilde dondurularak tahrip edilmesi.

Bu işlemler, görüntüleme yöntemleri eşliğinde ve ciltten yaklaşık 1-2 milimetrelik bir giriş noktasından gerçekleştirilir. Cerrahi kesi gerektirmemesi, uygun hastalarda tedavi sonrası iyileşme sürecinin hızlı olmasına katkı sağlar.

Tümörü besleyen damarlara hedefli tedavi

Girişimsel radyolojide kullanılan bir diğer tedavi grubu ise damarsal yani endovasküler yöntemlerdir. Bu işlemlerde damar yoluyla karaciğer atardamarına ve tümörü besleyen damarlara ulaşılır. Başlıca endovasküler tedavi yöntemleri şöyle sıralanabilir:

1. TAKE (Transarteriyel Kemoembolizasyon): Tümörü besleyen damarlara kemoterapi ilacının verilmesi ve aynı zamanda damarların embolize edilerek tümörün kanlanmasının azaltılması esasına dayanır.

2. TARE (Transarteriyel Radyoembolizasyon): Tümörü besleyen damarlara radyoaktif mikrokürelerin gönderilmesiyle tümör dokusuna doğrudan radyasyon verilmesi hedeflenir.

Bu yöntemler özellikle cerrahi tedavinin uygun olmadığı hastalarda, hastalığın özelliklerine göre tümörün küçültülmesi veya büyümesinin kontrol altına alınması amacıyla kullanılır. Bazı hastalarda ise uygulanan tedaviler sonrasında cerrahi tedaviye uygun koşullar oluşturulur. 

Daha küçük giriş, daha kısa iyileşme süreci

Girişimsel radyolojik tedavilerin en önemli avantajlarından biri küçük bir giriş noktasından uygulanabilmesidir. Cerrahi kesi gerektirmemesi, daha az ağrı ve daha kısa iyileşme sürecine olanak sağlar. Uygun hastalarda işlemler sonrasında hastanede kalış süresi de kısa olur ve hastalar aynı gün veya ertesi gün taburcu edilebilir. Ayrıca hastalığın seyri ve tümörün özelliklerine bağlı olarak bazı girişimsel tedavilerin gerektiğinde yeniden uygulanabilmesi de önemli bir avantaj olarak değerlendirilir.

Tedavi kararı multidisipliner yaklaşımla veriliyor

Karaciğer tümörlerinde tek bir tedavi yöntemi her hasta için uygun olmayabilir. Hastanın genel durumu, tümörün özellikleri, hastalığın yaygınlığı ve eşlik eden hastalıklar değerlendirilerek tedavi planı oluşturulur. Bu nedenle günümüzde karaciğer tümörlerinin tedavisinde onkoloji, genel cerrahi ve girişimsel radyoloji başta olmak üzere farklı branşların birlikte değerlendirme yaptığı multidisipliner yaklaşım büyük önem taşır. Girişimsel radyolojide kullanılan teknolojilerin gelişmesiyle birlikte, görüntüleme sistemlerine yapay zekâ ve robotik teknolojilerin entegrasyonunun da tedavilerin hassasiyetini artırması ve gelecekte karaciğer tümörlerinin tedavisinde daha ileri imkanlar sunacaktır. 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Yazı Sayısı 10111

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar