8 Eylül Dünya Fizyoterapistler Günü: Sağlıklı ve bağımsız bir yaşamın temelinde hareket var

Default post image
Yazı Özetini Göster

Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hikmet Uçgun, 8 Eylül Dünya Fizyoterapistler Günü kapsamında fizyoterapinin yalnızca hastalık ve yaralanma sonrası uygulanan bir rehabilitasyon hizmeti olmadığını belirterek, hareketin sağlığın korunması, geliştirilmesi ve sağlıklı yaşlanmadaki önemine dikkat çekti. Sağlıklı yaşamın temelinde hareketin bulunduğunu vurgulayan Doç. Dr. Hikmet Uçgun, fiziksel aktivitenin günlük yaşamın doğal ve sürdürülebilir bir parçası haline getirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

8 Eylül Dünya Fizyoterapistler Günü, Dünya Fizyoterapi Konfederasyonu’nun 1951 yılında kurulduğu tarihi simgeliyor. Her yıl dünya genelinde fizyoterapi mesleğine dikkat çekmek amacıyla kutlanan bu özel gün, aynı zamanda hareketin sağlık ve bağımsız yaşam açısından taşıdığı önemi hatırlatmak için önemli bir fırsat sunuyor.

Fizyoterapi, yaşam boyu sağlığın bir parçası

Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hikmet Uçgun, fizyoterapinin günümüzde yalnızca hastalık veya yaralanma sonrasında başvurulan bir rehabilitasyon hizmeti olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı. Uçgun, fizyoterapinin sağlığın korunması ve geliştirilmesi ile sağlıklı yaşlanmanın desteklenmesinde yaşam boyu rol alan bilimsel bir sağlık disiplini olduğunu ifade etti.

Fizyoterapistler toplum sağlığının korunmasında önemli rol üstleniyor

Fizyoterapistlerin görevlerinin yalnızca mevcut sağlık sorunlarının tedavisi ve rehabilitasyonuna katkı sağlamakla sınırlı olmadığını belirten Doç. Dr. Hikmet Uçgun, koruyucu yaklaşımların da mesleğin önemli sorumlulukları arasında yer aldığını söyledi.

Doç. Dr. Hikmet Uçgun, “Fizyoterapistlerin en önemli sorumluluklarından biri, mevcut sağlık sorunlarının tedavi ve rehabilitasyonuna katkı sağlamanın yanı sıra bu sorunların oluşmasını veya ilerlemesini önlemeye yönelik koruyucu yaklaşımlar geliştirmektir” dedi.

Uçgun, fiziksel aktivitenin teşvik edilmesi, hareketsiz yaşamın olumsuz etkilerinin azaltılması, kas-iskelet sistemi sorunlarının önlenmesi, sağlıklı yaşlanmanın desteklenmesi ve kronik hastalıklarda fonksiyonel kapasitenin korunmasının fizyoterapistlerin toplum sağlığına sunduğu önemli katkılar arasında bulunduğunu belirtti.

Fizyoterapistlerin bireylerin hareketliliğini ve bağımsızlığını desteklediğini ifade eden Uçgun, bu yaklaşımın daha sağlıklı ve aktif bir toplumun oluşmasına katkı sunduğuna dikkat çekti.

Sağlıklı yaşamın temelinde hareket bulunuyor

Sağlığın korunması ve yaşam kalitesinin artırılması için bireylere önerilerde bulunan Doç. Dr. Hikmet Uçgun, sağlıklı yaşamın temelinde hareketin bulunduğunu vurguladı.

Fiziksel aktivitenin günlük yaşamın doğal ve sürdürülebilir bir parçası haline getirilmesi gerektiğini belirten Uçgun, uzun süreli hareketsizlikten kaçınılması, düzenli egzersiz yapılması, kas kuvveti ve dayanıklılığın korunması, uyku ve beslenme alışkanlıklarına özen gösterilmesinin sağlıklı yaşamın temel bileşenleri olduğunu ifade etti.

Egzersiz kişiye özgü olmalı

Egzersizin herkes için aynı şekilde planlanmaması gerektiğine de dikkat çeken Uçgun, özellikle kronik hastalığı, ağrısı veya hareket kısıtlılığı bulunan bireylerin uygun egzersiz programı oluşturmak için fizyoterapistlerden destek almalarını önerdi.

Doç. Dr. Hikmet Uçgun, sağlıklı yaşam için büyük değişikliklerden ziyade küçük ancak sürdürülebilir yaşam tarzı değişikliklerinin uzun vadede sağlık ve yaşam kalitesinde önemli kazanımlar sağlayabileceğini belirtti.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Yazı Sayısı 10473

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar